Ülkemizde karşımızda dağ gibi duran en büyük handikap çevrecilik anlayışımızın tuhaflığı. Bu tuhaflık için insanların elbette makul sebepleri var çünkü çevreciliği gündeme getirenler sıra dışı gruplar. Ya da çevrecilik denilince akla gelen ilk fikirler, kendini kapılara zincirleyenler, protesto görüntüleri, siyasi söylemler. Biz inançlı insanlar bu tür görüntüleri hamlık olarak algıladığımızdan mı çevreciliğe uzağız?
Her konuda içine düştüğümüz çıkmaz hoşumuza gitmeyen durumları genele yayma alışkanlığımız iddiasındayım. Arkadaşlıkları bırakın dostluklarımızda dahi kendimize karşı yapılan ve hatta göreceli olan hataların onları bitiriyor olması. Nedeniyse yaşanan tüm güzellikleri bir tarafa atıp, muhatabımızı anlık yorumlamamız.
Tamam, sıra dışı gruplar için ön yargı ile yaklaşmayın, sevin onları falan demiyorum. Ama yapılan işin sahibi olarak bu oluşumları kabul edip, tabiattan, onu imar etmekten ve korumaktan beri durmayın. Çevre’nin imarı, korunması konularının gerçek sahibinin biz olduğumuz gerçeği dimağımıza kazınmalı.
Çevreye karşı sorumluluklarımız olduğu hepimize devamlı ifade ediliyor, edilecekte. Tekrar etmek faydalı dahi olsa, yazının sıkıcılığını artırmamak için yapmayacağım. Ancak çözümlenmesi gereken bu sorumlulukların nasıl yerine getirileceğidir. Bağırıp çağıralım, kendimizi zincirleyip çıplak mı dolaşalım?
Bir önce ki yazımızda bahsini açtığımız gibi, Çevre Ahlakı temalı olmayan hiç bir çalışmanın tam manasıyla sadra şifa olacağı kanaatinde değiliz. Önce ahlak ve maneviyat eksenli kritik analitik bakış açısıyla olaya yaklaşmalı, yalnızca aklın değil, vicdan ve bedenin de eşit oranda eğitimi üzerine odaklanarak aile içi eğitimi ön plana çıkarmalıyız. İnsanın küçük bir alem ve alemin büyük bir insan olduğu idrakine vararak, önce alemin sağlığını düşünerek çevreye önem vermeli akabinde zaten dış tehditlerden kurtulmuş olan bedenimizin sağlığına ihtimam göstermeliyiz.
Bilincin gerçekten ilginç olduğunu kabul etmek gerek. Çevre bilincine erişen insan, tabiat ile ilgili çalışmalar yapacak, bedensel sağlığı ile birlikte kendi zihin sıhhatini koruyacak ve dünyayı ayağa kaldıracak çalışmaları bu vesileyle üretebilecektir.
Bir çevre hassasiyeti ne kadar büyük sonuçlara gebe değil mi?